Ahmet Yesevi
Ahmet Yesevi (Pir-i Türkistan), Türklerin Müslümanlaşması deyince akla ilk gelen önemli figürlerden birisidir. Hanefi mezhebine mensup olan Ahmet Yesevi, 12. yüzyılda Horasan/Türkistan’da yaşamış, tarihin ilk büyük Türk tasavvuf ehlidir. Orta Asya Türkleri arasında İslam’ın yayılmasında kilit bir rol oynamıştır.
Ahmet Yesevi’nin kurduğu, ilahi aşkı, hoşgörü ve insan sevgisini vurgulayan Yesevi tarikatı Türk-İslam dünyasını yüzyıllar boyunca derinden etkilemiş ve Sufi geleneklerini önemli ölçüde şekillendirmiştir. Anadolu’nun manevi fatihi olarak da anılan Hoca Ahmet Yesevi, Anadolu’ya hiç gelmemiş olmasına rağmen, 800 yıl sonra bile Anadolu’da tanınan ve sevilen bir figürdür, bu da onun fikirlerinin etkisini çarpıcı bir şekilde göstermektedir.
Eserleri ve Öğretileri
Ahmet Yesevi eserlerinin çoğunu Türk toplumunun anlayabileceği sade ve açık bir dille Türkçe yazarak İslam’ı anlatmıştır. Yesevi’nin en ünlü eseri Türkçe yazılmış Divan-ı Hikmet’tir. Eser, Yesevi’nin manevi öğretilerini ve düşüncelerini içeren ve Türklere İslamiyet’i öğretmek için yazdığı “hikmet” adı verilmiş şiirlerden oluşur. Bu eserinde Yesevi’nin öğretileri, İslam inancını Türk gelenekleri, inançları ve yaşam tarzıyla uyumlu bir şekilde sentezleyerek göçebe nüfuslar arasında erişilebilir ve cazip bir İslam formu yaratmıştır. Bu sentez içerisinde Orta Asya’ya özgü inanç unsurları bulundurmuştur. Örneğin, Yeseviler’in kadın ve erkek beraber zikir yaptıkları rivayet edilmektedir. Divan-ı Hikmet eseri sayesinde, İslamiyet göçebe Türk toplulukları arasında daha hızlı yayılmaya başlamıştır. Yesevi aynı zamanda Türk edebiyatı içinde tekke edebiyatı olarak adlandırılan dini edebiyatın da kurucusu kabul edilir [1].
Fuat Köprülü’nün belirttiği gibi:
“Ahmed-i Yesevî’nin Türk tarihindeki önemi, yalnız beş-on parça veya birkaç cilt tasavvufî manzumeler yazmış eski bir şair olmasından değil, İslâmiyet’in Türkler arasında yayılmaya başladığı asırlarda, Türkler arasında ilk defa tasavvuf mesleği vücuda getirerek ruhlar üzerinde asırlarca hüküm sürmüş olmasındandır. Ahmed-i Yesevî, kuvvetli şahsiyeti ile, Türkler arasında asırlarca yaşayan büyük bir tarikat kurdu. Yeseviyye, bir Türk tarafından ve Türkler arasında kurulmuş ilk tarikattır.” [2]
Anadolu’daki Etkisi ve Mirası
Hoca Ahmet Yesevi, oluşturduğu Türk-İslam senteziyle Abdalan-ı Rum’un fikri ve manevi temellerini atmıştır. Yesevi, göçebe Türkmen toplulukları arasında İslam’ı yaymıştır ve birçok halife yetiştirerek onları dört bir yana tebliğ için göndermiştir. Yesevi ekolüyle yetişen birçok derviş özellikle 13. Yüzyılda Moğol istilası neticesinde büyük kalabalıklar halinde Anadolu’ya gelerek medreseler ve tekkeler açarak fikirlerini Anadolu’ya taşımışlar ve tebliğ faaliyetleriyle İslamiyet’i yayarak dinin burada yerleşmesini sağlamışlardır ve Türkiye Selçuklu ve Osmanlı Devleti’nin kuruluş döneminde önemli bir rol oynamışlardır. Bu dervişler Anadolu’da Vefâiyye ve Haydarîlik tarikatlarıyla yakın ilişkide olmuşlardır.
Yesevi öğretileri, Anadolu’daki tasavvuf kültürünün temel taşlarını oluşturmuştur. Yaygın kanaate göre, Ahmet Yesevi’nin görüşleri, Yunus Emre, Hacı Bektaş Veli ve Hacı Bayram Veli gibi sonraki Türk mutasavvıflarının düşünceleri üzerinde büyük etki bırakmıştır. Bu büyük şair ve düşünürler, Yesevi’nin eserlerinden ilham alarak Anadolu’yu Türkleştiren ve Müslümanlaştıran kendi tasavvufi öğretilerini geliştirmişlerdir. Fuat Köprülü’ye göre, Yesevi’nin Anadolu’ya gönderdiği halifeler, burada Babailik ve Bektaşilik gibi Anadolu’nun düşünsel yapısını derinden etkileyen iki tarikatın oluşmasına yol açmıştır.
Kaynakça
[1] Ömer Altun, Türklerin ve Anadolu’nun İslamlaşmasında Yesevi hareketi ve Ahmed Yesevi,
[2] Fuat Köprülü, Türk Edebiyatında İlk Mutasavvıflar