İçeriğe atla

Karacaoğlan Şiirleri

Şu Yalan Dünyaya Geldim Geleli

Şu yalan dünyaya geldim geleli
Tas tas içtim ağuları, sağ iken
Kahbe felek vermez benim muradım
Viran oldum, mor sünbüllü bağ iken

Aradılar, bir tenhada buldular
Yaslandılar, şıvgalarım kırdılar
Yaz bahar ayında bir od verdiler
Yandım gittim, ala karlı dağ iken

Farımaz da deli gönlüm farımaz
Akar gözlerimin yaşı kurumaz
Şimden geri benim hükmüm yürümez
Azil oldum, güzellere bey iken

Karac’oğlan der ki, bakın geline
Ömrümün yarısı gitti talana
Sual eylen bizden evvel gelene
Kim var imiş, biz burada yoğ iken

İncecikten Bir Kar Yağar

İncecikten bir kar yağar
Tozar Elif Elif diye
Deli gönül abdal olmuş
Gezer Elif Elif diye

Elif’in uğru nakışlı
Yavru balaban bakışlı
Yayla çiçeği kokuşlu
Kokar Elif Elif diye

Elif kaşlarını çatar
Gamzesi sineme batar
Ak elleri kalem tutar
Yazar Elif Elif diye

Evlerinin önü çardak
Elif’in elinde bardak
Sanki yeşil başlı ördek
Yüzer Elif Elif diye

Karac’oğlan eğmelerin
Gönül vermez değmelerin
İliklemiş düğmelerin
Çözer Elif Elif diye

Ömrüm Uzun Eyle Ey Bârî Hüdâ

Ömrüm uzun eyle ey Bârî Hüdâ,
Hamd-ü senâ, şükür etmek isterim.
Çalışıp kazanıp nefis taamlar,
Dişlerim var iken yemek isterim.

Açıldı dehanım, söyler zebanlar,
Sana muhtaç bunca şahlar, gedalar.
Al, yeşil hırkalar, türlü libaslar,
Böylece münasip giymek isterim.

Bir küheylan at ver, istemem eşek,
Üstü kaplan postu, tek olsun öşek.
Kuş tüyünden yastık, yumuşak döşek,
Keçeler içinde yatmak isterim.

Kalk gönül gezelim helv’alayına,
O helvalar da dişe kolayına.
Her akşam da pirinç pilavına,
Kahvaltıda ballı kaymak isterim.

Bamyayı severim, dolma hoş olur,
Ballı börek pişer, içi boş olur,
Hele zerdali yanında hoş olur,
Yedikçe karnıma koymak isterim.

İçli köfte gerek yola gidene,
Bumbar doldurması benzer harane.
Baklavayla börek şifa bedene,
Yedikçe ellerim yumak isterim.

Sütlü ile tek helise olaydı,
Tavuk kızartması sahna dolaydı.
O tel helvası da dişe kolaydı,
Aranmaz, üşenmez emek isterim.

Kaz, turac olmasa, günde yüz serçe,
Ya kuzu doldurması nere kaça?
Seherden evvel de ekşili paça,
Limon bulunmazsa somak isterim.

O güzel meyveler bittiği zaman,
Toplayan, getiren cümleden heman,
Dediler lezzetli şu adı yaman,
Anında kabuğun soymak isterim.

Nerde kaldı şekerli kurabiye?
Ne demeli fırın eti kebaba?
Bazıları su mu katar şaraba?
Neme lazım, adın demek isterim.

Kocadım, ihtiyar oldum kardaşlar,
Halıma rahm edin, bakın yoldaşlar,
Döküldü ağzımda kalmadı dişler,
Yağlıca höşmerim koymak isterim.

Yedirdin, içirdin hepsi de yalan,
Ahir ömrümüzü ederler talan.
Sözümü dinleyip nasihat alan,
İşitip tutanı duymak isterim.

Azrail göğsüme çöktüğü zaman,
Öyle bilin halım perişan yaman.
Bülbülüm kafesten uçtuğu zaman,
Cesedimi kabre koymak isterim.

Karac’oğlan der ki: Böyle kalaydım,
Zahir, batın muradıma ereydim.
O gün dahi cemalini göreydim,
Hakk’ın didarını görmek isterim.