Emir Timur

“Biz ki Melik-i Turan, Emir-i Türkistan’ız, biz ki Türk oğlu Türk’üz; biz ki milletlerin en kadimi ve en ulusu Türk’ün başbuğuyuz!”
— Emir Timur
Hayatı
Emir Timur, Timurlu Devleti’nin kurucusu Türk komutan ve devlet adamıdır. 1336 yılında, günümüz Özbekistan sınırları içinde kalan, o dönemde Çağatay Hanlığı’na bağlı Keş şehrinde, soylu bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiştir. Babası, Barlas boyunun saygın beylerinden biridir. Timur, çocukluğunda geçirdiği bir sakatlık nedeniyle bir bacağı kısa kalmış ve topallayarak yürüdüğü için kendisine “Aksak Timur” (Topal Timur) denmiştir. Batı kaynaklarında bu isim “Timurlenk” (Timur-i Lang) biçiminde geçer. Aynı zamanda, doğumunun Müşteri (Jüpiter) ile Zühre’nin (Venüs) yakınlaştığı ana denk geldiğine inanıldığından, “Sahipkıran” unvanıyla da anılmıştır. Bu unvan, onun uğurlu ve kutlu bir hükümdar olduğuna işaret eder.
Etnik köken olarak Moğol soyundan gelen Timur, yaşadığı coğrafya ve dönem gereği tamamen Türkleşmiş Barlas aşiretindendir. Çağatay Türkçesi konuşan Timur, Türk kimliğini gururla vurgulamış ve kendisini her zaman Türk olarak tanımlamıştır. O dönemdeki birçok hükümdardan farklı olarak, Türk kimliğini açıkça ve övünçle dile getirmiştir.
1370 yılında Maveraünnehir’de emirliğini ilan eden Timur, Timurlu Hanedanı’nın kurucusu olmuştur. Cengiz Han soyundan gelmediği için “Han” unvanını hiçbir zaman kullanmamış, bunun yerine “Emir” unvanını tercih etmiştir. İktidarına meşruiyet kazandırmak için Cengiz Han’ın soyundan gelen Saraymülk Hanım ile evlenmiş ve “Han damadı” anlamına gelen Küregen (Gürgan) unvanını almıştır. Böylece, kendi kurduğu devleti Cengiz Han’ın Moğol İmparatorluğu’nun devamı olarak meşrulaştırmıştır.
İmparatorluğu
Sahipkıran Timur, Doğu İran’dan Moğolistan’a uzanan dağınık Çağatay ulusunu birleştirerek kısa sürede bilinen dünyanın büyük bir kısmını fethetmiştir. Kendi adıyla anılan Timurlu İmparatorluğu, Türk tarihinin en büyük imparatorluklarından biri olmuş ve Timur, Cengiz Han’ın cihan hakimiyeti idealini devam ettirmiştir. Timurlular, ateşli silahlar çağından önce steplerden çıkan son büyük imparatorluktur.
Timur, hayatı boyunca hiçbir savaşı kaybetmemiştir. Askeri dehası sayesinde fethettiği bölgelerde hızla hakimiyet kurmuş ve birçok düşman şehri ele geçirmiştir. Fethettiği yerlerde düşmanlarının kafataslarından piramit şeklinde kuleler yaptırarak dehşet saçmış, adını korkuyla anılır hale getirmiştir. Ancak Timur yalnızca savaşçı bir lider değildir. Bilime ve sanata verdiği önemle de tanınır. Timur’un sarayında oluşturduğu entelektüel çevre, döneminin Osmanlı sarayına kıyasla daha ileri düzeydedir.
Timurlular, Türk-Moğol-İslam sentezini zirveye taşımış ve tarihte İslam/Timur Rönesansı olarak bilinen bir aydınlanma çağına öncülük etmişlerdir. Timur döneminde Orta Asya, özellikle Semerkant, bilim, sanat ve kültürün merkezi haline gelmiş ve altın çağını yaşamıştır. Semerkant, bu dönemde dünyanın en önemli şehirlerinden biri olmuştur.
Mirası
Timur, 1405 yılında Çin seferine çıkarken hastalanmış ve ölmüştür. Timur’un ölümünden sonra oğlu Şahruk, ardından torunu Uluğ Bey tahta geçmiştir. Uluğ Bey, sadece bir hükümdar değil, aynı zamanda dönemin en büyük astronomlarından biri olmuştur. Kurduğu Uluğ Bey Rasathanesi, dönemin en ileri astronomi merkezlerinden biri sayılır. UNESCO’nun Ay’daki bir kratere Uluğ Bey ismini vermesi, Timurlu Hanedanı’nın bilime yaptığı katkının en somut göstergesidir.